Çocuk Parklarına Gitsek Mi Gitmesek Mi?

27
“Çocuk parkı, çocuk bahçesi, oyun parkı, oyun bahçesi veya oyun alanı; çocukların oynaması için tasarlanmış bir parktır. Çocuk parkları, çocukların bedensel ve zihinsel gelişimine katkı sağlar, onların yaratıcılıklarını geliştirir; onları sosyalleştirir ve eğlendirir.” diyor Wikipedia. Peki ülkemizde nasıl çocuk parklarının durumu? Gerçekten çocuklarımızın bedensel ve zihinsel gelişimine katkı koymak, yaratıcılıklarını geliştirmek üzerine mi tasarlanmış yoksa hepsi aşağı yukarı birbirinin aynı, estetikten uzak, standart iki salıncak (ki çoğunluğunda bebek-çocuk ayrımı ve ona göre koruma önlemleri yok), birkaç kaydırak (ki çoğunluğu plastikten yapıldığı için ek yerleri hemen deforme oluyor ve çocukların yaralanmasına yol açıyor), bir tahterevalliden (ki çoğunluğu dengesiz) oluşan, çocuklarımıza statik elektrik yükleyen, onları sadece oyalayan ama gelişimlerine katkısı çok çok az olan parklar olarak mı yer alıyor çevremizde.
Çocuk parkları ile olan ilişkim çok eskilere dayanmıyor, çünkü ben çocukluğumu çocuk parklarında değil sokakta oynayarak geçirdim. Haliyle çocuk parklarıyla tanışıklığım 8 yıl öncesine dayanıyor. Bu 8 yılın 6 yılında tek çocuk, son 2 yılında ise 2 çocuk annesiyim. Her iki çocuğumu da çok küçük oldukları aylardan itibaren temiz hava alsınlar, diğer çocuklarla paylaşımda bulunsunlar, ben de biraz soluklanayım vb. nedenlerle çocuk parklarına götürüyorum.
Çok şanslıyız ki evimizin çok yakınında bir çocuk parkı var. Oyun alanı, oğlum küçükken ufacık bir yerdi, parkın kenarında yer alıyordu. Şimdi oyun alanı olarak kullanılan yer ise kocaman bir çimenlikti, örtümüzü serip otururduk. Baharda açan çiçekleri inceler, dört yapraklı yonca bulmaya çalışırdık. Sonraları birileri o heba edilmiş kocaman çimenlik alanı fark etmiş olacak ki bir gün bir baktık çimenleri söküp güzelce bir beton attılar oraya. Sonra da birtakım plastik, estetik yoksunu malzemeler getirip yeni parkımızı inşa ettiler. Çocuklarımız betona düşmesinler diye de altına sentetik yeşil bir halı döşediler, oldu mu size mis gibi bir park.
Ne zaman gitsek, oğlum o kadar elektrikleniyor ki çat çat birbirimizi çarpıyoruz. Çoğu çocuğun saçları kaydıraktan kayarken dimdik dikiliyor havaya. Ha bu arada park günboyu güneşin altında, dolayısıyla özellikle yazın sadece belirli saatlerde parktan yararlanabiliyoruz. Eski parkımızın yerine ise sağlıklı yaşam aletlerinden koyuldu, arada nadir de olsa spor yapanları görüyorum.
Eski oyun alanımız da bu tarz plastik oyuncaklardan oluşuyordu, tek farkı bir zamanlar yapılmış bir kum havuzuna sahip olmasıydı, gerçi onu da kullanamıyorduk çünkü çok sorumlu anne babalar kum havuzunu daha ziyade küllük olarak kullanıyorlar olacak ki oğlum küçükken en büyük keyfi kum havuzundan izmarit toplamaktı. Evimize nispeten biraz daha uzak ama yürüme mesafesinde bir park daha var, adı “Şirinler Parkı”, ne şirin değil mi? Mevcut parktan tek farkı daha küçük çocuklar için de birkaç eklentisi olması, bir de zemini yeşil suni halı değil, siyah yumuşak kaplama. Mahallemizde ki diğer parklar da genellikle bu konseptte. Sanırım belediyeler ihaleye çıkıp, en ucuz fiyatı veren yerden alıyorlar. Hiç biri dayanıklı, çocuğumun ileride torununu götürüp bak evladım ben bir zamanlar bu kaydıraktan kaymıştım şimdi sen kayıyorsun ne güzel diyebileceği türden değil.
Peki ben tüm bunları neden yazıyorum, hepimiz aynı parkları her gün görüyor, çocuğumuz varsa sık sık ziyaret ediyoruz. Ancak yurt dışında gördüğümüz, çocuklarımın keyifle vakit geçirdikleri, tamamen çocuklar düşünülerek tasarlanmış çocuk parklarının bizde olmaması canımı fena halde sıkıyor. Çocuklarımla beraber seyahat etmeye başladığımızdan beri gittiğimiz yerlerden beklentim çok basit. Çocuğum mutlu, ben mutlu. Hadi o zaman onları mutlu edecek yerler bulalım. Bu yerlerin başında da çocuk parkları geliyor elbette.
Oğlum doğduğundan beri pek çok yurt içi-yurt dışı seyahat yaptık. Cenevre’ye yaptığımız seyahate kadar çocuk parklarının fotoğrafını çekip, arşivlemek hiç aklıma gelmemişti. Ama artık iki çocuklu olduğumdan mıdır yoksa instagram sayesinde anlık paylaşımlar yapabilmemiz ve bu sayede bazı şeylerin farkına daha çabuk varabilmemizden midir nedir, son yaptığımız Cenevre seyahatinde gittiğimiz parkların fotoğrafını çektim.  Sonrasında başka başka gezilerimiz de oldu ve şunu fark ettim ki bizdeki plastik ucube parklar hiçbir ülkede yok. Genelde doğal malzemeler ve basit işlevler seçilmiş. Biraz da arşiv karıştırdım. Belki biraz çaba gösterirsek bizim de böyle parklarımız olmaya başlar diye. Neden olmasın?
Bu fotoğraf 2011 yılında Paris-Lüksemburg bahçesinde çekildi, oğlum 3 yaşındaymış, iplerden tırmanınca bir mutlu olmuştuk ki, şimdi fotoğrafı görünce o anı hatırladım.
1
Bir başka hatırladığım ise, oyun parkının etrafının küçük çocukların dışarı çıkmasını engelleyecek şekilde çevrilmiş olmasıydı.
Park geneli ahşap ve iplerden oluşuyordu, o zamanlar parkı uzaktan çekmeyi akıl edememişim. Çocuğun fiziksel sınırlarını tanımasına ve geliştirmesine, yaratıcılığını geliştirmeye yönelikti.
23 4
Aşağıdaki fotoğraflar ise 2012 yılında Viyana Schönbrunn Hayvanat Bahçesinde çekildi.  Hayvanat Bahçesi içeri bilet alınarak girilen yani girişte para ödenilen bir yer. Fakat bu oradaki parkın bu nedenle özenilerek yapıldığı anlamı taşımıyor. Çünkü şehirdeki diğer parklarda en az bu park kadar güzeldi.
5 6 7 8 9 10 11
Parkın zemini, ilerleyen fotoğraflarda göreceğimiz Cenevre’deki parklar gibi yonga kaplıydı. Bazı yerler ise sadece topraktı, oğlumun bembeyaz şortunun aldığı renkten de bu kolaylıkla anlaşılabilir. Hayvanat bahçesinde bir tam günümüzü, bu parkta ise yaklaşık 2-3 saatimizi geçirdiğimizi söylersem parkın ne kadar eğlenceli bir yer olduğu daha da rahat anlaşılacaktır.
Son park fotoğrafları ise Cenevre ve çevresine yaptığımız gezimizden.
İlk iki fotoğraf, Cenevre’ye yaklaşık 2 saatlik mesafede bulunan Annecy adındaki, Fransa’nın Venediği olarak bilinen şirin ve turistik kasabadan.
Aşağıdaki fotoğraflar tren garının hemen karşısında yer alan mini minnacık bir parka ait. Çok basit, çok sade ama bir o kadar da işlevsel. Sabahın ilk saatlerinde bu parkla karşılaşmak oldukça keyifliydi.
12 13
Gün ilerleyip, Annecy kasabasında gezerken göl kenarında harika bir parkla karşılaştık. Zaten tüm pusetli, ellerinde çocuk olan aileler bu tarafa yönelmişti. Park hem küçük çocuklar hem de biraz daha büyüklerin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzenlenmişti, sanırım düzenleme yeni yapılmış.
14 15
Burada henüz 10 aylık olan kızım da eğlenceye katılmıştı. Ahşap ve ip. Ne kadar da güzel iki malzeme. Buradaki zemin bizdeki bazı parklarda olduğu gibi halı.
16 17
Kalınca bir ipten yapılan salıncak, hem çok basit bir tasarım hem de son derece işlevsel. Yorulan anne-babalar için de banklar unutulmamış.
Diğer bir park ise, bir başka gün Montrö’de karşıladı bizi. Tren istasyonunda inip, Leman gölünün kenarına iner inmez minicik bir parkla karşılaştık. Biz oldukça erken geldiğimiz için pek fazla kimse yoktu etrafta. Akşam aynı yere geldiğimizde ise epeyce kalabalıktı.
18 19 20
Bu parkın biraz ilerisinde biraz daha büyük bir başka park vardı. O da tamamıyla ahşaptan yapılmış, her iki parkın da zemini yonga ile kaplanmış, hem zararlı bir madde değil hem de çocuklar için oyun aracı.
21
Diğer bir park ise Cenevre Grande Park’a ait. Havanın her an yağacağı bir günde bu parkı bulunca çok sevindik. Piknik yaptık, fotoğraflar çektik (tüm fotoğraflar çalınan kameramla birlikte gitti maalasef). Elimde sadece cep telefonu ile çektimlerim kaldı.
22
Bu park 1800’li yıllardan kalma, çocuk oyun alanı o kadar eski değil elbette ama bence gene de oldukça uzun ömürlü olacak. Parka biraz da yakından bakalım.
23
Park, tümüyle ahşaptan. Sadece kaydıraklar sacdan. Bizde hepsi plastik malum. Hatırlıyorum da biz çocukken de kaydıraklar sacdan yapılırdı. Keşke gene öyle olsa, hem dayanıklı, hem de plastik kaydıraklarda olduğu gibi statik elektrik yüklemez, birleşme yerleri kazalara sebep olmaz. Parkta o kadar çok tırmanma, sallanma alanı var ki oynanacak oyunlar tamamen çocukların yaratıcılığına kalmış.
24
Salıncaklar, oldukça güvenli biri 7 yaşında diğeri 10 aylık iki çocuğumu güvenle bırakabildim salıncakta.
25
Bu fotoğrafta parkın yakından görüntüsü. Fotoğraflar pek çok söze bedel diye düşünüyorum bu noktada.
Aynı günün akşamı babamıza sürpriz yaptık ve toplantısının olduğu yere gittik. Orada babamızın çalışma arkadaşı bizi bir sonraki seyahatlerimiz için faydalı olacağı düşüncesiyle hemen çok yakındaki iki parka götürdü. Aşağıda fotoğraflarda yer alan ilk park bir devlet okulunun bahçesinde yer alıyor. Benim oğlum özel okula gidiyor ama onun okulunda bile böyle bir park yok, anaokulu kısmında bebekler için olan tamamen yasak savma babında bir iki salıncak ve kaydırak var o kadar. İlkokul kısmında o bile yok. Arkadaşımızın anlattığına göre bu parklar herkese açık, yani okul saatinde bile çocuğunuzu götürebiliyorsunuz, sadece teneffüs gibi tüm çocukların bahçede olduğu zamanlarda biraz sıkıntı yaratabiliyormuş dışarıdan gelen çocuklar için. Sizi yine fotoğraflarla baş başa bırakıyorum.
2628
Okulun bahçesinde bir de daha küçük yaş gurubu için bir oyun alanı var.
29
Bu arada arkada görünen “Ludotheque” adlı bina da yine herkese açık, çocuklar için bir kütüphaneymiş. Ama içeride hiç kitap yokmuş. Çünkü burası oyuncak kütüphanesiymiş. Ben oldukça geç öğrendiğim için ve kapanış saatinden sonra orada olduğumuz için içerisini göremedim. Ama emekleyen bebekler için ayrı odası olan minik bir yermiş burası ve bu yazıyı gördüğünüz herhangi bir devlet okulunun bahçesinde hiçbir ücret ödemeden çocuğunuzla vakit geçirebiliyormuşsunuz. Okulun bahçesindeki ulu çınarları, devasa diğer ağaçları ise anlatmaya gerek duymuyorum.
Oğlum parkta biraz oyalandıktan sonra çok yakındaki konut alanının içerisinde yer alan bir parka götürdü arkadaşımız bu sefer de bizi. Kendisinin iki çocuğu olup, üçüncüsü de yolda olduğu için aynı dili konuşmak hiç zor olmadı. Gittiğimiz site tahminimce oldukça sıradan bir mahalle. Aynı günün gecesi benim yüzümden kaybolunca, şehrin lüks semtlerini de görme imkanımız oldu da oradan biliyorum . Ama nasıl desem hani bizde çok lüks siteler yapılıyor ya, hani bir sürü reklamı yapılıyor, hiçbiri bu sıradan mahalle kadar bakımlı değil, bir kere tüm ağaçlar budanmış, şekil verilmiş, yerde çer çöp yok. Her yer çimen dolayısıyla toz ya da çamur yok. Ses de yok işin ilginç tarafı.
30
31 32
Bebeklerinizi bile rahatça yere bırakabiliyorsunuz çünkü oldukça temiz. Ve beni fena halde sinirlendiren o sarı-kırmızı-mavi salıncaklardan yok.
33
Son fotoğrafı okula giden yolda çektim. Kim böyle bir yoldan yürüyerek okuluna gitmek istemez?
Şimdi birazda bizim mahallemizdeki parkların fotoğrafını eklemek istiyorum ki karşılaştırabilelim. Aşağıdaki ilk fotoğraf Şirinler Parkı’na ait. O kadar ince düşünülmüş ki, parka ulaşmak için 5 basamak inmeniz gerekiyor. Öyle ya çocuk parkına kim pusetle gitmek ister ki rampa yapılsın !!!
34
Alttaki fotoğraf ise evimizin hemen yanındaki parktan. Hani şu çimenlik alana inşa edilen. Görüleceği üzere oldukça sevimsiz. Bu arada geçen zaman içerisinde parkın çok yakınına bir de baz istasyonu inşa edildi.
35
Bizim mahallemizdeki parkların tamamı aşağı yukarı aynı olduğu için çok fazla fotoğraf ekleme gereği duymuyorum. Maalesef Ankara’daki parkların büyük çoğunluğu bu şekilde. Sadece Ahlatlıbel’de güzel bir oyun alanı var o kadar. Ya da en azından benim bildiklerim bu şekilde. Umarım bir gün bizim de çocuklarımızın keyifle içinde koşturacağı çocuk parklarımız olur.
Yazan: Banu Özbay
İletişim: cakir.banu@gmail.com
İnstagram : bnuozby

Benzer Yazılar

Haftalık E- Bültenimize Abone Olun!

SOSYAL MEDYADA BİZİ TAKİP EDİN!
CLOSE
CLOSE